SAS Ve SKS (8) SKS Başarısız Mı Oldu?

Yazan: Okan İLHAN

Yayın Tarihi: 01.08.2025 Son Güncelleme: 01.08.2025

© 2025. Tüm hakları saklıdır. “Okan İlhan – Kurumsal Danışmanlık Hizmetleri” izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

SAS Ve SKS (8) SKS Başarısız Mı Oldu?

Sağlıkta Akreditasyon Standartları (SAS)’ın özellikle özel sağlık kuruluşları için zorunlu hale gelince akıllara doğal olarak şu soruyu geliyor. Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) başarısız mı oldu? Bu provokatif soru, bir yanılgıya işaret ediyor. Bu yazı dizisi devam ediyor. Bu bölümde temel görüşümüz yıllardır emek verilerek geliştirilen SKS aslında yetersiz değil. Aksine çok başarılı olduğunu ve asıl sorunun başka bir yerde yattığını ortaya koyacağız.

SAS Ve SKS (8) SKS Başarısız Mı Oldu?

SAS Ve SKS. SKS’nin Gücü: Standartların Kendisi Başarısız Değil

Türkiye’nin sağlıkta kalite yolculuğu, 2003 yılında “Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile başladı. Bu serüvenin ilk yıllarından itibaren bizzat süreçlerin içinde yer aldım; 2005 yılında yayımlanan ilk 100 standardı çok iyi hatırlıyorum. Zaman içinde standartların hem sayısal hem de kapsam olarak nasıl geliştiğine tanıklık ettim. Hatta, SAS‘ın yeni versiyonlarını hazırlamak için TÜSKA tarafından düzenlenen ve iki yıl süren çalıştaylara katıldım. Dünyada yayımlanan akreditasyon ve kalite standartlarını yakından inceleme fırsatı buldum.

Tüm bu deneyim ve bilgi birikimi ışığında rahatlıkla söyleyebilirim. Bugün sahip olduğumuz SKS setleri, uluslararası en iyi uygulamalar temel alınarak oluşturulmuş, kapsamlı ve güçlü rehberlerdir. Bu sistemin gelişimi bir başarısızlık değil. Aksine örnek gösterilecek bir başarı hikayesidir; zira SKS‘nin kendisinde bir eksiklik yoktur, aksine fazlası vardır.

Kalite Yolculuğum: SAS ve SKS’ye Paralel Bir Gelişim

Sağlık hizmetlerinde kalite çalışmalarına olan ilgi ve bağlılığım, 2000’li yılların başlarında başladı. Bu süreç, Türkiye’deki SAS Ve SKS gelişimine adeta paralel bir yol izledi. İlk yayımlanan 100 standartı çok iyi hatırlıyorum. Zamanla bu standartların hem sayısal hem de kapsam olarak nasıl geliştiğine bizzat tanıklık ettim. Bu yolculukta, bir yandan SKS değerlendirmelerinde uygulayıcı, değerlendirici ve ekip lideri olarak görev aldım.

Diğer yandan TÜSKA‘nın kurulduktan sonra SAS‘ın yayımlanması süreçlerine de dâhil oldum. TÜSKA SAS süreçlerinde uygulayıcı, denetçi ve hatta eğitimci olarak yer aldım. Standartların yeni versiyonlarını hazırlamak için düzenlenen çalıştaylara katılarak, bu dönüşüme katkı sunmaya çalıştım. Bu deneyim, bana iki sistem arasındaki farkları ve benzerlikleri derinlemesine anlama birikimi sağladı. Hem de Türkiye’nin sağlıkta kaliteye yolculuğunu süreç içinde yer alarak bizzat tecrübe etme fırsatı verdi.

Asıl Soru: Neden Etkin Olamadı?

Eğer SKS‘nin standartları bu kadar güçlü ve kapsamlıysa, neden SAS‘a geçiş yapıldı? Asıl sorun, standartların kalitesinde değil, sistemin uygulanma biçiminde yatıyor. Uzun yıllar boyunca SKS değerlendirme sonuçlarına yönelik herhangi bir yaptırım veya teşvik mekanizması uygulanmadı.

Yaptırım Olmaması: Düşük puan alan veya standartlara uyumda yetersiz kalan sağlık kuruluşlarına karşı herhangi bir yasal veya idari yaptırım uygulanmadı. Bu durum, bazı kurumların kalite çalışmalarına gereken önemi vermemesine neden oldu.

Teşvik Olmaması: Öte yandan, değerlendirmelerde yüksek puan alan sağlık kuruluşları. Yani standartlara üst düzeyde uyum sağlayan kurumlar için de herhangi bir maddi veya manevi teşvik uygulanmadı. Ek ödeme, vergi avantajı, kamuoyu bilgilendirmesi vb. Kamuoyuna açıklanması planlanan SKS değerlendirme sonuçlarından da vazgeçilmesi, bu kurumların çabalarının görünür olmasını engelledi.

SKS‘nin etkinliğini azaltan asıl sebep, tam da bu yaptırım ve teşvik eksikliği oldu.

Gönüllüden Zorunluya Küresel Bir Eğilim

Türkiye’nin SAS‘ı özel sağlık kuruluşları için zorunlu hale getirme kararında küresel eğiliminde etkisi var. Yerel bir başarısızlık değil, küresel sağlık politikalarındaki daha geniş bir eğilimde etkili. Örneğin ABD’deki JCI‘ın Medicare ve Medicaid ödemelerine katılmak için fiilen zorunlu hale gelmesi. Ya da Fransa gibi ülkelerde kalite ve hesap verilebilirliği artırmak için akreditasyonun yasal bir zorunluluk olması. Bu eğilimin uluslararası örnekleridir. Bunlar gibi örnekleri artırabiliriz. Gönüllü sistemler, sağlık hizmetlerinde kaliteyi yeterince yükseltemediğinde, devletler kamu sağlığı ve uluslararası rekabetçilik için doğrudan müdahale etmektedir. Türkiye’nin attığı adım da, bu küresel eğilimin bir parçası olabilir.

Sonuç: Bir Başarısızlık Hikayesi Değil, Bir Evrim Analizi

Sonuç olarak, SKS başarısız olmadı. Aksine, yıllar süren titiz bir çalışmanın ürünü olan SKS, Türkiye’de sağlıkta kalitenin temelini attı ve yaygınlaştırdı. SAS‘ın yükselişi, SKS‘nin yetersizliğinin değil, sağlam bir zemin hazırladığının bir kanıtıdır. SKS süreçlerinin bu aşamaya gelmesinde emeği olanların emeğine sağlık. Yeni dönem, bir standardın diğerini yok etmesi değil, iki farklı amaca hizmet eden sistemin bir arada var olmasıdır:

SKS, ülke genelinde asgari bir kalite ve güvenlik standardı sağlayan zorunlu bir “temel” olmaya devam ediyor.

SAS, bu temel üzerine inşa edildi. Daha güvenli, daha kaliteli sağlık hizmeti arayışını ve Türkiye’nin uluslararası akreditasyon standartlarına uyumunu güçlendiren bir “üst katman” olarak öne çıkıyor.

Bu çok katmanlı yapı, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde sürekli gelişim ve küresel rekabet arayışlarının bir yansıması.

SAS Ve SKS Analiz yazılarımız devam edecek.

SAS & SKS (1) Karşılaştırmalı Analize Giriş

SAS Ve SKS (2) Doğru Bilinen Yanlışlar

SAS Ve SKS. (3) İkiz Kardeş. Temel Benzerlikler.

SAS Ve SKS. (4) DNA’ları Aynı. Yolları Farklı. Temel Farklar.

SAS Ve SKS (5) Ölümcül Farklar: Akreditasyon Başarısını Belirleyen Ayrıntılar

SAS Ve SKS (6) SAS İn SKS Out mu?

SAS Ve SKS (7) Akreditasyon Şampiyonlar Ligi

OKAN İLHAN DANIŞMANLIK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin